top of page

Netflix’te izlenebilecek en iyi 12 İspanyolca film

Şu anda dışarda hava kapalı ve yağmur var. Bugün kitap okumak, müzik dinlemek, yeni bir şeyler pişirmek ve film izlemek için mükemmel bir gün! Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız ve Netflix’te izlenecek güzel filmler arıyorsanız sıcacık çayınızı ya da kahvenizi alın, battaniyenin altına girin ve sizin için hazırladığım listeye bir göz atın (Netflix'teki en iyi 10 İspanyolca dizi listem için de buraya tıklayın!)


Komedi

1. Toc Toc (Takıntılar, Takıntılar)

Bence içinde bulunduğumuz ortamda izlenecek en güzel, en komik ve en orijinal film. Bu filmi açtığımda bu kadar harika bir filmle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim açıkçası. Kısaca anlatmam gerekirse… Filmin ismi OCD (Obsessive Compulsive Disorder), Türkçesiye OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) ya da İspanyolcasıyla TOC (Trastorno Obsesivo Compulsivo)’dan geliyor. Bu filmde kendilerine bir psikiyatr tarafından yanlışlıkla aynı gün ve saatte randevu verilen OKB’den muzdarip altı kişinin doktorun bekleme salonunda tesadüfen bir araya gelmeleri ve birbirleriyle olan etkileşimleri anlatılıyor. Ben özellikle durmadan elini yıkayan karakterde kendimden çok şey buldum :)) Eşim de izlerken benim OKB olduğumdan iyice emin oldu :)) İzlerken kahkahalarla gülmek garanti ve şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de bu.


2. La Tribu (The Tribe)


Yozlaşmış ve insani duygularını yitirmiş bir şirket patronu ilahi adalet sonucu hafızasını kaybederse ve tabula rasa misali her şeye sıfırdan başlarsa ne olur? Film bu durumu komik tarafından ele alıyor ve bize kahkahlarla izlenecek keyifli bir film çıkıyor. Sanırım bu filmi en ilgi çekici ve komik yapan başroldeki Paco Leon. İzlediğim filmlerin hepsinde kılıktan kılığa giren bu oyuncunun oynadığı hiçbir film kötü olamazmış gibi geliyor. Filmdeki performansı bir yana, filmin ardından kapanış jeneriğindeki dansı da efsane (ve şarkı da dilimize fena dolandı).

3. Ocho Apellidos Catalanes (Spanish Affair 2)

(İsminden de anlaşılacağı üzere, bu film aslında ilkinin devamı. Eğer ilkini önce izlemeyi düşünüyorsanız aşağıda yazdıklarım spoiler içerebilir dikkat!!)


Bu filmden daha çok keyif almak için biraz İspanya’daki bölgeleri ve bu bölgelerle eşleştirilen stereotipleri bilmeniz gerekiyor. Bir Endülüslü'nün bir Basklıdan ya da Katalan'dan farkı nedir? Bu insanların hepsi İspanya’da yaşamasına rağmen hayat tarzları, dünyaya bakış açıları ve görünüşleri birbirinden ne kadar farklıdır? Bunlara eğer biraz aşinaysanız (ya da öğrenmek istiyorsanız) bu filmi izleyebilirsiniz. Film Endülüslü bir gencin ayrıldığı Basklı kız arkadaşının bir Katalan’la evleneceğini öğrenmesiyle başlıyor ve bunu durdurmak için harekete geçmesini ve yaşanan komik olayları konu alıyor.


Bu filmin ilki ne yazık ki anlam veremediğim bir şekilde Netflix’te yok. Bu yüzden biz birincisini izlemeden ikinciyi izlemiş olduk. Ama siz isterseniz ilkini internetten bulup sonra üzerine bunu izleyebilirsiniz. Eğer direkt ikinciyi izleyecekseniz de sorun değil çünkü zaten birinci filmde ne olup bittiğini film ilerledikçe anlıyorsunuz.


Komedi & Dram


4. Vivir Dos Veces (Live Twice, Love Once)


Bu film Alzeimer hastası emekli bir matematik profesörünün kızı ve onun ailesinin de yardımıyla çocukluk aşkının peşine düşmesini anlatıyor. Bu film hem komik, hem çok tatlı, hem de çok hüzünlü. Bu duygu geçişlerini ve aile ilişkilerini o kadar güzel anlatmış ki… Bu filmi bitirdiğimizde ben de eşim de salya sümük ağlıyorduk ama iyi ki de izlemişiz, çok güzel, içimizi ısıtan bir filmdi.







Dram & Kara komedi


5. El Autor (The Motive / Güdü)

Bu yazının devamında bahsettiğim bir diğer film Hogar'da olduğu gibi başrolde yine Javier Muñoz var. Ve yine çok şahsına münhasır bir karakteri canlandırıyor :) (Acaba bu aktör hep böyle karakterleri mi oynuyor diye düşünmeden edemiyorum). Mutsuz bir evliliği, rutin ve hiçbir şekilde tatmin etmeyen bir işi olan bir adam düşünün. Karısının başarısı ve ünü altında ezilmiş ve onun tarafından aldatıldığına da şahit olan bir adam. Bunun sonucunda işini, evini ve karısını kaybeden, elinde sadece bedeli ne olursa olsun gerçekleştirmeye uğraştığı yazar olma hayali kalan bir adam. Peki bu adam hayatını adadığı ve yaşama tutunmasının tek sebebi olan bu hayali gerçekleştirebilmek için neler yapmayı göze alabilir? Başroldeki karakterimiz yıllardır yazmak istediği romanı için hayal gücünden yararlanamayınca çareyi etrafındaki insanları kurgusal karakterlere dönüştürmekte buluyor. Bir kukla ustası misali, etrafındaki kişilerin duyguları, seçimleri ve kaderleriyle oynamaya başlıyor. Peki planlarımız dışında gelişen gerçek hayat kurgudan daha yaratıcı, daha enteresan olabilir mi?

Bu filmi ilginç yapan baş karakterin ahlaki sınırları zorlayan insanları manipüle etme yeteneği ve yazarı (ve dolayısıyla bizi) ters köşeye yatıran bir son. Ayrıca, film Sevilla'da geçtiği için filmi izlerken oranın havasını da solumuş oluyorsunuz. İspanya'nın Endülüs bölgesinde yer alan ve denize kıyısı da olmayan Sevilla yaz aylarında sıcağıyla inanılmaz bunaltan bir havaya sahip. Filmi izlerken karakterlerin bu kadar grotesk olmalarında yaşadıkları iklimin ve insanı adeta delirten sıcağın da etkisi olup olmadığını merak ettim.


Dram


6. Handia (The Giant / Dev)


İspanya'nın Bask bölgesinde bir köyde 1800'lerin başında geçen bu filmde iki erkek kardeşin (Martin ve Joaquin) hayatı köylerine aniden bir askerin gelmesiyle değişir. Asker, kardeşlerin babasından oğullarından birini orduya vermesini ister. Martin seçilince istemeyerek de olsa savaşa katılır. Birkaç yıl sonra eve dönen Martin birçok şeyin değiştiğini fark eder, ama en çok da erkek kardeşi Joaquin değişmiştir. Martin evi terk ettikten sonra Joaquin'in boyu uzamaya başlamış ve bir dev boyutuna ulaştığı halde uzaması sona ermemiştir. Bundan çıkar sağlamayı uman Martin, Joaquin'i Avrupa'nın değişik şehirlerinde dolaştırarak ve kalabalıklara sergileyerek bir servet kazanmaya karar verir. Konusu ilginç ve Bask bölgesinde geçtiği için mi, film Baskça olduğu için mi bilmem, değişik bir havası var. İki kardeş arasındaki rekabet, kalp kırıklıkları, hoşgörü, kısaca acı/tatlı ilişki, çok güzel anlatılmış. Senaryo gerçek bir hikayeden esinlenmesine rağmen masalsı bir anlatım var. Bu arada, film İspanya'nın Oscar'ı sayılan Goya ödüllerinden 10 tanesini almış. Ben beğendim fakat uzun ve yavaş ilerleyen bir film olması sebebiyle herkesin hoşuna gitmeyeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla, sanat filmleri sevenler veya Bask dilini ve kültürünü merak edenler severek izleyebilirler.


Bilimkurgu & Gerilim


7. Durante La Tormenta (Mirage / Fırtına Anı)


Eğer bilimkurgu türünü ve zamanda yolculuk temasını seviyorsanız bu film sizin için! Konusu itibariyle, bu film bana biraz efsane olmuş Geleceğe Dönüş filmlerini hatırlattı. Bence onlar kadar güzel olamaz ama yine de bu filmi de severek izledim. Film evli ve bir çocuk annesi bir kadının geçmişte yaşayan ve hiç tanımadığı bir çocuğun hayatını şans eseri kurtarması ve bunun sonuncunda da kendi hayatının tamamen değişmesi üzerine. Kadın eski hayatına geri dönebilecek mi? Dönse bile her şey eskisi gibi olacak mı? Peki etrafındaki insanların hayatları bundan nasıl etkilenecek? Güzel düşünülmüş, detaylandırılmış bir film ancak bilimsel bir temele oturtma açısından bence biraz yetersiz kalmış. Yine de izlemeye kesinlikle değer.



Suç & Gerilim


8. Hogar (The Occupant / Konut)


Şu anda Netflix’in dünya çapında en çok izlenen filmlerinden biri. İlk başta konusu çok ilgimi çekmemişti fakat izledikçe beni şaşırttı. Film eskiden çok başarılı ama artık biraz demode kalan bir reklamcının iş arayışlarıyla başlıyor. Evli ve bir çocuk babası olan bu adamın geliri olmadığı için ailesiyle yaşadığı lüks evden daha fakir bir semte taşınıyor, her işlerini yapan yardımcıyı işten çıkarıyorlar ve karısı bir dükkânda iş bulup evin yükünü hafifletmek için çalışmaya başlıyor. Yaşam kalitesi büyük ölçüde değişen bu adam ise eski günlerini ve yaşam standardını bir türlü arkasında bırakamıyor ve bunları tekrar ele geçirmek için hiç de alışkın olmadığımız yollara başvuruyor.


Konusunu okuyunca belki sizin de ilginizi çekmemiştir fakat olay örgüsü ve baş karakterin şeytani zekâsı izledikçe sizi de televizyona bağlayacak ve sonunda ne olacağını merakla beklemeye başlayacaksınız.


9. Contratiempo (The Invisible Guest / Görünmeyen Misafir)


Eğer suç filmlerini ve mantık oyunlarını seviyorsanız bu filme bayılacaksınız. Başarılı bir iş adamı, sevgilisiyle gittiği bir otel odasında saldırıya uğrayıp bayılmıştır. Kendine geldiğinde sevgilisini öldürülmüş olarak, polisleri ise kapısında bulur. Cinayet o baygınken ve odanın bütün kapı ve pencereleri kilitli iken gerçekleştiği için polisleri masum olduğuna inandırmakta güçlük çeken iş adamı, çareyi ünlü bir avukattan yardım istemekte bulur. Bu ünlü avukatsa sadece bu olayı değil, iş adamının geçmişini de mercek altına alır ve akıl oyunları ile çeşitli senaryolar kurgulanmaya başlar.


Filmin türü veya konusu ne olursa olsun, zekice yazılan senaryoları severim. Bu filmi de sevmemin sebebi, cinayetin neden ve nasıl işlendiğini ortaya çıkarmak için çeşitli olası senaryoların kurgulanması, film boyunca karakterlerin farklı perspektiflerden ele alınması ve akıllıca bir sonla izleyiciyi ters köşeye yatırması.


10. La Trilogia de Baztan (The Baztan Triology / Baztan Üçlemesi)


Bu üçleme son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden. Öyle ki hepsini eşimle gözümüzü kırpmadan izledik ve devamı olsa daha da izlerdik. Bu üçleme İspanya'nın kuzeyinde, iklimi ve doğasıyla Karadeniz bölgesine benzetebileceğimiz Bask bölgesinde geçiyor. Başarılı bir polis olan Amaia Salazar'ın doğduğu kasabada işlenen bir takım gizemli seri cinayetleri çözmeye çalışmasıyla başlayan yolculuğu kendi karanlık ve acı olaylarla dolu çocukluk yıllarına ve aile tarihinin derinliklerine inmesiyle çok daha karmaşık bir hal alıyor. Soluksuz izleyeceğiniz bir suç filmi olmasının yanı sıra Bask bölgesinin kendine has mitolojisini olay örgüsünün içine ustaca katmış olmasıyla, başkarakterini çok yönlü ele almasıyla ve ince düşünülmüş pek çok detayıyla beni etkileyen bir film oldu. İspanyol yazar Dolores Redondo tarafından yazılan roman üçlemesi sonradan sinemaya uyarlanmış. Başkarakterin neden bu kadar güçlü bir kadın olduğunu ve süs olarak değil, derinliği olan bir karakter olarak ele alındığını da buradan anlamış oluyoruz.


Biz eşimle yanlışlıkla ikinci filmden başlayıp sonra birinciyi izleyip en sonunda üçüncüyü izleyerek sıralamayı karıştırmış olduk ama doğru sıralama şöyle: İlk bölümü El Guardian Invisible (The Invisible Guardian / Gardiyan), ikincisi El Legado de los Huesos (The Legacy of the Bones / Kemiklerin Mirası) ve üçüncüsü Ofrenda a la Tormenta (Offering to the Storm / Fırtına için Bir Kurban). Hepsini Netflix'te bulabilirsiniz.


Suç / Tarih / Biyografi


11. Un Hombre de Accion (A Man of Action / Aksiyon Adamı)

İspanyol İç Savaşından sonra ülkedeki sefaletten kaçıp daha iyi bir hayat umuduyla Fransa'ya gelen ve burada anarşistlere katılıp büyük bankaları dolandırmaya başlayan Lucio Urtubia isimli gerçek bir kişinin hayatını konu alan bir nevi Robin Hood hikayesi. Fakir ama gururlu birkaç vatandaşın nasıl da tepmez devrilmez görünen zenginlere kafa tuttuğunu izlemek her daim keyifli oluyor bence. İşledikleri suç ve dolandırma şekilleri itibariyle bana biraz da Leonardo di Caprio'nun Catch Me If You Can filmini hatırlatan bu yapım, 1940'lardan 1980'lere uzanarak nostaljik mekanlar, kıyafetler ve müziklerle o dönemin İspanya'sını ve Fransa'sını çok estetik bir biçimde anlatıyor. Yer yer konu uzasa da genel olarak özenli ve eğlenceli bir film olmuş.




Belgesel


12. 100 Dias con la Tata (100 Days with Tata)


İzlerken hem çok ağlayacağınız hem de çok güleceğiniz bir belgesel paylaşıyorum sizinle. İspanyol aktör Miguel Angel Muñoz, bu belgeselde onu büyüten biricik Tata'sına (anneannesinin kız kardeşi) olan sevgisini ve yakınlığını anlatıyor ve pandeminin ilk zamanlarında Tata'nın evinde ona bakarak geçirdiği 100 karantina gününü bizlerle paylaşıyor. Pandemi ve karantinadan içiniz bayılmış ve belki o yüzden bu belgesel size pek ilgi çekici gelmemiş olabilir ama izlerken hepinizin kendinden bir şeyler bulacağını, kaçmaya çalıştığımız hayatın gerçekleri hatırlayacağını ve duygusal anlar yaşayacağını düşünüyorum. Hayatta en çok sevdiğimiz kişilere sevgimizi ne kadar gösteriyoruz? Onlar için neler yapmaya hazırız? Onları kaybetme korkusu içinizi kemiriyor mu? Peki onlar için tüm özel hayatınızı ve kariyerinizi bir kenara koyabilir misiniz? Miguel Muñoz ve çok sevdiği Tata'sını izlerken eminim sizin de gözünüzün önünden en sevdikleriniz geçecek ve bu sorular aklınıza gelecek. Ben Muñoz'u daha önceden tanımıyordum fakat izlerken ona hayran kaldığımı söyleyebilirim. Görünüşü ye da mesleği sebebiyle değil, sevgisini bu kadar güzel bir şekilde gösterebilen bir insan olduğu için. (Daha yazmaya devam edersem "yüreğine sağlık" gibi ifadeler kullanmaya başlayacağımdan korkuyorum, o yüzden burada bitiriyorum :)


*


Şimdilik bu kadar ama İspanyol filmlerini yakın takipteyim ve izledikçe sevdiklerimi buradan sizinle paylaşmaya devam edeceğim :) Sizin de Netflix'te İspanyolca film önerileriniz varsa yorumlardan ya da Instagram'dan bizimle paylaşabilirsiniz. • O zamana kadar seçtiğim en iyi 10 İspanyolca Netflix dizisini görmek isterseniz buraya tıklayın!

İspanyolca öğrenmek isteyenler ve çoktan öğrenmeye başlamış olanlar için ayrıca şu blog yazılarımı önerebilirim:


• Neden herkes İspanyolca öğreniyor? Bunun sebeplerini merak ediyorsanız yazımı okumak için buraya tıklayın! Siz de çoktan İspanyolca öğrenmeye başladıysanız Türkçe'ye çevrilemeyen İspanyolca'ya özgü 9 kelime listeme şuradan ulaşabilirsiniz!



¡Adios!

コメント


ispanya profil yeni.jpg

İyi ki geldiniz!

Eğer İspanya'yı bir Türk ve İspanyol çiftin gözünden görmek istiyorsanız ve İspanyol mutfağı, kültürü, dili, filmleri ve müzikleri ile ilgili fikirlerimizi merak ediyorsanız, sizin de sevdiğiniz ve hayatınızı paylaşmak istediğiniz kişi yabancıysa, hayatta bizimkine benzer yollardan geçtiyseniz doğru yerdesiniz. Bu blog sizin için :) 

Yeni yazılarımız posta kutunuza gelsin!

Teşekkürler!

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • Pinterest
bottom of page